Görünmeyen Tohumun Zamanı

Yeni Ayın Sessiz Kapısından Geçerken İnsan Kendisiyle Nasıl Yeniden Tanışır?

Gökyüzüne baktığımızda çoğu zaman ışığı görürüz. Dolunay dikkat çeker, yıldızlar dikkat çeker, gün doğumu dikkat çeker. İnsan zihni görünene odaklanmayı sever. Çünkü görünür olan güven verir. Gözümüzün seçebildiği, adını koyabildiğimiz, ölçebildiğimiz ve tanımlayabildiğimiz her şey zihnimiz için daha anlaşılırdır. Oysa hayatın en büyük dönüşümleri görünür olanın içinde değil, görünmeyen olanın içinde başlar. Bir ağacın hikayesi toprağın üstünde değil, toprağın altında başlar. Bir çocuğun hikayesi doğduğu gün değil, anne rahminde ilk hücrenin oluştuğu anda başlar. Bir insanın hayatını değiştiren karar da onu açıkladığı gün değil, kendi içinde ilk kez hissettiği anda doğar. Belki de bu yüzden yeni ay bana her zaman insan ruhunun en derin sırlarından birini hatırlatır; yaşam görünenden çok görünmeyenin üzerinde yükselir.

Bugün gökyüzünde yeni ay gerçekleşti. Astronomik olarak baktığımızda bu yalnızca Güneş, Dünya ve Ay arasındaki geometrik ilişkinin belirli bir noktaya ulaşmasıdır. Bilim bu durumu son derece net bir şekilde açıklar. Ay, ışığını kaybetmez. Ay kaybolmaz. Ay küçülmez. Biz yalnızca onun aydınlık yüzünü göremeyeceğimiz bir açıya geliriz. Fakat insanlık tarihinin ilginç tarafı şudur; insanlar hiçbir zaman yalnızca gökyüzündeki olayları izlememiştir. Onlar gökyüzünde gördükleri her şeyin kendi iç dünyalarındaki karşılığını da aramışlardır. Çünkü binlerce yıl boyunca yaşayan bilgeler, şifacılar, mistikler ve gözlemciler fark etmişlerdir ki insan doğadan ayrı bir varlık değildir. İnsan da doğanın kendisidir. Ağaçların döngüsü varsa insanın da döngüleri vardır. Mevsimlerin değişimi varsa insanın da değişimleri vardır. Denizlerde gelgit varsa insanın da ruhunda gelgitler vardır. Bu nedenle yeni ay hiçbir zaman yalnızca gökyüzünde gerçekleşen bir olay olarak görülmemiştir. O aynı zamanda insanın kendi içinde görünmeyen bir alanın harekete geçtiği zaman olarak kabul edilmiştir.

Son yıllarda yapılan araştırmalar uyku düzenleri, sirkadiyen ritimler, melatonin üretimi ve biyolojik saatler üzerine çok önemli bilgiler ortaya koydu. İnsan bedeninin düşündüğümüzden çok daha ritmik çalıştığını biliyoruz. Gün ışığı hormonlarımızı etkiliyor. Uyku kalitemiz düşüncelerimizi etkiliyor. Düşüncelerimiz duygularımızı etkiliyor. Duygularımız bedenimizi etkiliyor. Bedenimiz yeniden zihnimizi etkiliyor. Bir bütün olarak işleyen bu sistem içerisinde insan kendisini çoğu zaman yalnızca düşünceleriyle tanımlamaya çalışıyor. Oysa bugün birçok kişinin yaşadığı yorgunlukların, kararsızlıkların, sıkışmışlık hissinin ve yönünü bulamama halinin altında yalnızca zihinsel süreçler değil, ritmini kaybetmiş bir yaşam biçimi yatıyor. Belki de bu nedenle yeni ay dönemleri bana her zaman yeni hedefler belirlemekten çok daha önemli bir soruyu hatırlatıyor; hayatımın ritmi ile varoluşun ritmi arasında ne kadar uyum var?

Çünkü insanın en büyük yanılgılarından biri değişimin dışarıda olduğunu düşünmesidir. Daha fazla bilgi öğrenirse değişeceğini düşünür. Daha fazla para kazanırsa değişeceğini düşünür. Daha farklı insanlar tanırsa değişeceğini düşünür. Oysa yıllardır binlerce insanın hikayesini dinlerken gördüğüm ortak bir gerçek var. İnsan hayatını değiştiren şey yeni bir şey öğrenmesi değildir. İnsan hayatını değiştiren şey, zaten bildiği bir gerçeği ilk kez gerçekten fark etmesidir. Bu nedenle yeni ay dönemlerinde kendime hedef listeleri hazırlamam. Kendime sorular sorarım. Çünkü insanın kaderini cevaplar değil, sorular değiştirir. Doğru soru ortaya çıktığında insanın içindeki kapılar açılmaya başlar. Ve bazen bir insanın bütün hayatı, kendisine sorduğu tek bir sorunun ardından bambaşka bir yöne doğru akmaya başlar.

Belki bugün de asıl mesele budur. Yeni ay sana yeni bir hayat getirmeyecek. Gökyüzünden bir mucize inmeyecek. Bir sabah uyandığında bütün sorunların ortadan kalkmış olmayacak. Fakat bugün kendi iç dünyana doğru bakmayı seçersen, uzun zamandır görmediğin bir gerçeği fark edebilirsin. Belki yıllardır sürdürdüğün bir düşünce kalıbını göreceksin. Belki seni küçülten bir hikayeyi fark edeceksin. Belki sürekli tekrar eden bir yaşam döngüsünü anlayacaksın. Belki de yıllardır kalbinin sessizce fısıldadığı bir çağrıyı ilk kez duyacaksın. Çünkü yeni ayın gerçek hediyesi yeni bir gelecek vermesi değildir. Yeni ayın gerçek hediyesi insanın kendi içindeki görünmeyen tohumu fark etmesine yardım etmesidir.

Ve her tohumun içinde bir orman saklıdır.