İçimde Boşluk
Hissi Var

İnsan Neden Her Şeye Sahipken Kendini Eksik Hisseder?

Bazı boşluklar kayıpla oluşmaz.

İnsan bazen hayatında her şey yerli yerindeyken de içinde tarif edemediği bir eksiklik hisseder. Çalışır, konuşur, güler, insanlarla bir araya gelir… hatta dışarıdan bakıldığında “iyi” görünür. Ancak gece kendi içine döndüğünde başka bir gerçekle karşılaşır.

İçeride sessizce duran bir boşluk.

Modern dünya bu boşluğu sürekli doldurmaya çalışıyor. Daha fazla başarıyla, daha fazla ilişkiyle, daha fazla para, daha fazla görünürlükle, daha fazla deneyimle…

Fakat insan bir süre sonra şunu fark etmeye başlıyor:

Dışarıdan eklenen hiçbir şey, içerideki o hissi tamamen doldurmuyor.

Çünkü bazı boşluklar eksiklikten değil…
insanın kendi özünden uzaklaşmasından doğuyor.

Bugün dünyanın her yerinde insanlar aynı hissin içinde dolaşıyor. Sabah uyandığında neden yorgun olduğunu tam olarak bilmeyen insanlar… Kalabalıkların içinde yalnız hissedenler… Uzun zamandır gerçekten mutlu olup olmadığını kendine bile soramayanlar…

Ve çoğu zaman bu hissi açıklayacak doğru kelimeyi bulamıyorlar.

Bu yüzden Google’a şunları yazıyorlar:

“İçimde boşluk hissi var.”
“Kendimi eksik hissediyorum.”
“Hayat anlamsız geliyor.”
“Neden hiçbir şey beni tam mutlu etmiyor?”
“Kendimi kaybettim.”

Çünkü insan ruhu, uzun süre duyulmadığında kendini önce bir huzursuzluk olarak göstermeye başlıyor.

Kadim öğretiler bu hissi bir problem olarak görmezdi. Onlara göre bu boşluk, insanın kaybolduğunu gösteren bir işaret değil; eve dönmeye başladığını haber veren ilk çağrıydı.

Çünkü insan uzun süre kendi hakikatinden uzak yaşadığında, ruh sessizce geri çağırmaya başlar.

Ve bu çağrı önce bir eksiklik hissi gibi gelir.

Hayattan keyif alamamak…
Her şeyin anlamsız görünmesi…
Sürekli bir şeylerin eksik olduğunu hissetmek…

İnsan çoğu zaman bu hissin geçmesini ister. Oysa bazı hisler geçmek için değil, insanı uyandırmak için gelir.

Dur şimdi.

Gerçekten dur.

Ve kendine şu soruyu sor:

Uzun zamandır gerçekten neyin peşinden koşuyorum?

Para mı?
Onay mı?
Sevilmek mi?
Başarılı görünmek mi?
Yoksa yalnızca içimde hissettiğim o boşluğu susturmak mı?

Bu kolay bir soru değildir.

Çünkü insan bazen yıllarca bir hedefe doğru koşar… sonra oraya ulaştığında hala kendini eksik hisseder.

İşte tam o an, ruh başka bir kapıyı göstermeye başlar.

Modern insanın en büyük yanılgılarından biri, dışarıdaki başarıların içerideki boşluğu tamamen dolduracağını sanmasıdır. Oysa ruhun başka bir açlığı vardır.

Gerçek temas.
Gerçek sessizlik.
Gerçek farkındalık.

Bu yüzden bugün meditasyon, inziva, farkındalık çalışmaları ve doğaya dönüş arayışı dünyanın her yerinde büyüyor. İnsanlar yalnızca dinlenmek istemiyor. Kendilerini yeniden hissetmek istiyor.

Çünkü insanın en büyük ihtiyacı bazen cevap değildir.

Kendisiyle yeniden karşılaşmaktır.

Amazon’un kadim bilgeliğinde insanın içsel ağırlıkları yalnızca zihinsel olarak ele alınmaz. Bedenin taşıdığı yükler, zihnin tekrarları ve ruhun bastırılmış çağrıları birlikte görülür. Kambo ile bedenin taşıdığı yoğunluk açığa çıkarılır. Rapé ile zihnin üzerindeki sis hafifletilir. Capi ile insan kendi bilinç katmanlarıyla yüzleşmeye başlar. Hipnotik meditasyon ile insan kendi iç dünyasının sessizliğini yeniden duymaya başlar.

Ancak bütün yolların özü aynıdır:

İnsanı yeniden kendi merkezine getirmek.

Çünkü insan kendine yaklaştıkça o boşluğun doğası değişmeye başlar.

Ve bir gün kişi şunu fark eder:

İçimde eksik olan şey bir şey değilmiş.
Eksik olan, kendimle kurduğum bağmış.

İşte gerçek dönüşüm burada başlar.

İnsan ilk kez kendi iç dünyasına gerçekten baktığında, yıllardır kaçtığı şeyin aslında kendi hakikati olduğunu görmeye başlar.

Ve o zaman boşluk bir düşman olmaktan çıkar.

Bir kapıya dönüşür.

Şimdi kendine son bir soru sor:

Uzun zamandır hayatını gerçekten hissederek mi yaşıyorsun…
yoksa yalnızca günleri mi geçiriyorsun?

Bu soru zihnin cevaplayacağı bir soru değildir. Bu soru insanın ruhuna değdiğinde cevap yavaş yavaş içeriden yükselmeye başlar.

Ve insan gerçekten duymaya başladığında…
hayatı başka bir yerden görmeye başlar.

Eğer bu satırların içinde kendinden bir parça gördüysen…
uzun zamandır taşıdığın hissin yalnızca “mutsuzluk” olmadığını fark ettiysen…
ve içten içe artık başka bir şekilde yaşamak istediğini hissettiysen…

bu bir tesadüf değildir.

Bazı insanlar yalnızca oyalanır.
Bazı insanlar ise gerçekten uyanmaya başlar.

Bu nedenle daha derin çalışmalar, inzivalar, hipnotik meditasyon süreçleri ve Amazon’dan gelen kadim şifa yöntemleriyle yapılan çalışmalar öncesinde herkesle bireysel ön görüşme yapılır. Çünkü mesele yalnızca bir deneyim yaşamak değildir. Mesele, insanın gerçekten kendisiyle karşılaşmaya hazır olup olmadığıdır.

Ve insan hazır olduğunda…
aradığı yol yavaş yavaş görünmeye başlar.