Kendimi Kaybettim

İnsan Bir Gün Nasıl Kendi Hayatına Yabancılaşmaya Başlar?

İnsan bir anda kaybolmaz.

Kimse bir sabah uyandığında kendine tamamen yabancı hale gelmez. Bu yavaş olur. Sessiz olur. Fark edilmeden olur. İnsan önce kendi sesini daha az duymaya başlar. Sonra içinden gelen şeyi ertelemeyi öğrenir. Ardından başkalarının beklentileri, korkuları, kuralları ve alışkanlıkları kendi hakikatinin üzerine yerleşmeye başlar.

Ve bir gün insan aynaya baktığında açıklayamadığı bir hisle karşılaşır:

“Ben ne zaman kendimden bu kadar uzaklaştım?”

Bugün dünyanın her yerinde insanlar bu hissin içinde yaşıyor. Başarılı görünen insanlar… Güçlü görünen insanlar… Hayatına devam eden insanlar…

Fakat içlerinde sessizce dolaşan başka bir gerçek var:

Kendi hayatlarının içinde tam olarak var olamıyorlar.

Bu yüzden geceleri Google’a şunları yazıyorlar:

“Kendimi kaybettim.”
“Kendim gibi hissetmiyorum.”
“Hayatımın anlamını kaybettim.”
“Neden hiçbir şey eskisi gibi hissettirmiyor?”
“Ruhsal olarak kaybolmuş hissediyorum.”

Çünkü insan ruhu, kendi yolundan uzaklaştığında bunu önce bir huzursuzluk olarak hissettirir.

Kadim öğretiler insanın kaybolmasını bir başarısızlık olarak görmezdi. Onlara göre kaybolmak, insanın yeniden aramaya başlamasının ilk aşamasıydı. Çünkü insan bazen kendi merkezine dönebilmek için önce ne kadar uzaklaştığını görmek zorundadır.

Modern dünya insana nasıl başarılı olacağını öğretti. Nasıl görünmesi gerektiğini öğretti. Nasıl konuşacağını, nasıl çalışacağını, nasıl kabul göreceğini öğretti.

Fakat insanın kendi ruhunu nasıl duyacağını öğretmedi.

Bu yüzden bugün birçok insan kendi hayatını yaşamak yerine, kendisinden beklenen hayatı taşıyor.

Dur şimdi.

Gerçekten dur.

Ve kendine şu soruyu sor:

Hayatım boyunca verdiğim kararların ne kadarı gerçekten bana aitti?

Seçtiğin ilişki…
Seçtiğin iş…
Yaşadığın şehir…
Taşıdığın kimlik…

Bunların ne kadarı gerçekten senin ruhundan geldi?

Bu kolay bir soru değildir.

Çünkü insan bazen yıllarca kendi olmadığını bildiği bir hayatın içinde yaşamayı öğreniyor. Ve zamanla alışıyor. Öylesine alışıyor ki… içindeki sessiz çağrıyı duymamaya başlıyor.

Fakat ruh tamamen susmaz.

Kendini bazen bir boşluk hissiyle gösterir. Bazen sebepsiz bir huzursuzlukla. Bazen de insanın içinden yükselen açıklayamadığı bir özlemle…

Bir yere ait olma özlemi.
Kendine geri dönme özlemi.
Gerçekten yaşadığını hissetme özlemi.

İşte bu yüzden bugün insanlar meditasyona yöneliyor. İnzivalara gidiyor. Sessizlik arıyor. Doğanın içinde kaybolmak istiyor. Çünkü insanın ruhu, kendi merkezine geri dönmenin yolunu içten içe biliyor.

Amazon’un kadim bilgeliğinde insan yalnızca beden olarak görülmez. Zihin, beden ve ruh aynı bütünün parçalarıdır. İnsan kendi özünden uzaklaştığında yalnızca düşünceleri değil, bedeni de ağırlaşır. Yaşamın akışı yavaş yavaş kaybolur.

Bu yüzden Kambo ile bedende taşınan yoğunluk açığa çıkarılır. Rapé ile zihnin üzerindeki sis hafifletilir. Capi ile insan kendi bilinç katmanlarıyla yüzleşmeye başlar. Hipnotik meditasyon ile insan uzun zamandır susturduğu iç sesini yeniden duymaya başlar.

Ancak bütün yollar aynı yere çıkar:

İnsanı yeniden kendisine getirmek.

Çünkü insan kendine yaklaştıkça hayat değişmeye başlar. Bakışı değişir. İlişkileri değişir. İçindeki ağırlık çözülmeye başlar.

Ve bir gün kişi ilk kez şunu fark eder:

Kaybettiğim şey hayat değilmiş.
Kendimle kurduğum bağmış.

İşte gerçek dönüşüm burada başlar.

İnsan kendine yeniden temas etmeye başladığında, yıllardır peşinden koştuğu şeylerin aslında içindeki eksikliği kapatmak için olduğunu görmeye başlar.

Ve o zaman yaşam başka bir anlam kazanır.

Şimdi kendine son bir soru sor:

Uzun zamandır gerçekten kendi yolunda mı yürüyorsun…
yoksa yalnızca senden beklenen hayatı mı taşıyorsun?

Bazı sorular cevap vermek için değil, insanın içindeki kapıyı açmak için gelir.

Ve o kapı açıldığında…
insan yalnızca kendini değil, bütün hayatını başka bir yerden görmeye başlar.

Eğer bu satırların içinde kendinden bir parça gördüysen…
uzun zamandır taşıdığın hissin yalnızca yorgunluk olmadığını fark ettiysen…
ve içten içe artık başka bir şekilde yaşamak istediğini hissediyorsan…

bu bir tesadüf değildir.

Bazı insanlar yalnızca yaşamın içinde sürüklenir.
Bazı insanlar ise gerçekten uyanmaya başlar.

Bu nedenle daha derin çalışmalar, inzivalar, hipnotik meditasyon süreçleri ve Amazon’dan gelen kadim şifa yöntemleriyle yapılan çalışmalar öncesinde herkesle bireysel ön görüşme yapılır. Çünkü mesele yalnızca bir deneyim yaşamak değildir. Mesele, insanın gerçekten kendisiyle karşılaşmaya hazır olup olmadığıdır.

Ve insan hazır olduğunda…
aradığı yol yavaş yavaş görünmeye başlar…