Ormanın Gözü
Amazon Ormanlarından Gelen Kadim Koruyucu Tohum
Amazon ormanlarında yürüyen bir insan yalnızca ağaçların arasından geçmez.
Orman yaşayan bir varlıktır.
Toprağı, suyu, rüzgârı ve güneşiyle birlikte nefes alır.
Bu büyük yaşamın içinde bazı ağaçlar küçük bir armağan bırakır.

Kırmızı ve siyah bir tohum.
Amazon havzasında özellikle Peru ve Brezilya’da yetişen bu tohum, kadim kültürlerde Huayruro adıyla bilinir.
Yüzyıllardır insanlar onu yanında taşır.
Evlerde, kolyelerde, bilekliklerde ve cüzdanlarda yer bulur.
Taşınan şey yalnızca bir tohum değildir.
Amazon kültürlerinde bu küçük çekirdek koruyucu bir sembol olarak kabul edilir.
Bereketi, yaşamın akışını ve doğanın koruyucu gücünü temsil eder.
Bu tohumu ilk kez Amazon’da bir üstadın elinde gördüğümde dikkatimi çeken şey renkleri oldu.
Parlak kırmızı.
Üzerinde derin bir siyah.
Tohumu avucuma koydu.
Bir süre baktı.
Sonra sakin bir sesle konuştu.
“Orman insanı görür.”
Avucumdaki tohumu işaret etti.
“Bu yüzden insanlar bunu taşır.”
Sonra gülümsedi.
“Bu ormanın gözüdür.”
O an anladım ki bu küçük tohum yalnızca bir bitkinin çekirdeği değildir.
Amazon’un yaşayan doğasının sembolüdür.
Bu yüzden biz bu kadim tohumu Türkçeye çevirerek yeni bir isimle anıyoruz:
Ormanın Gözü.
Kırmızı rengi yaşamın gücünü temsil eder.
Kalbin ritmini, güneşin sıcaklığını ve yaşamın akışını.
Siyah rengi toprağın derinliğini temsil eder.
Sessizce koruyan, dengeleyen ve yaşamı tutan gücü.

Bu iki renk bir araya geldiğinde Amazon kültürlerinde güçlü bir anlam doğar.
Koruma.
Bereket.
Yaşamın devam eden akışı.
Bu nedenle insanlar bu tohumu yanında taşır.
Yeni başlangıçlarda.
Yolculuklarda.
Yeni bir ev kurarken.
Yeni bir işe başlarken.
Bir bileklikte yer bulur.
Bir kolyede yer bulur.
Bir cüzdanda yer bulur.
Ormanın Gözü, Amazon’un kadim bilgeliğinden gelen bir semboldür.
Doğanın koruyucu gücünü ve bereketini yanında taşımanın bir yolu.
Küçük bir tohum.