Sessizlik İnsanı Neden Korkutur?

İnsan Kendi İç Dünyasıyla Yalnız Kaldığında İçinde Ne Açığa Çıkmaya Başlar?

İnsan sessizliği sevdiğini söyler.

Fakat gerçek sessizlik geldiğinde çoğu insan onun içinde uzun süre kalamaz.

Bir süre sonra el telefona gider. Zihin bir şey düşünmeye başlar. İnsan birileriyle konuşmak ister. Müziği açar. Ekranlara döner. Kendini yeniden dış dünyanın hareketine bırakır.

Çünkü sessizlik yalnızca dışarıdaki seslerin kaybolması değildir.

Sessizlik…
insanın kendi iç dünyasını duymaya başlamasıdır.

Ve birçok insanın yıllardır kaçtığı yer tam olarak burasıdır.

Modern dünya insanı sürekli meşgul tutuyor. Sürekli bir şey izleyen, dinleyen, konuşan, paylaşan zihinler oluşuyor. İnsan artık tek başına oturmayı bile unutmaya başlıyor. Çünkü yalnız kaldığı an, içeride bastırılmış olan her şey yavaş yavaş yüzeye çıkıyor.

Uzun zamandır hissedilmeyen duygular…
yarım kalmış acılar…
zihinsel yorgunluk…
ruhsal boşluk…
içsel huzursuzluk…

Sessizlik bütün bunları görünür hale getiriyor.

Bu yüzden bugün birçok insan kalabalıkların içinde yaşamayı tercih ediyor. Sürekli hareketin içinde kalıyor. Sürekli bir şeylerle meşgul oluyor. Çünkü insan dış dünyayı susturduğunda, ilk kez kendi içindeki gürültüyle karşılaşmaya başlıyor.

Ve insanın en zor karşılaşması, kendisiyle olan karşılaşmasıdır.

Kadim öğretilerde sessizlik bir kaçış değildi. Sessizlik, ruhsal farkındalığın kapısıydı. Çünkü insan ancak sessiz kaldığında kendi zihnini gerçekten görmeye başlar. Sürekli konuşan düşünceleri… tekrar eden korkuları… yıllardır taşıdığı görünmez ağırlıkları…

İşte bu yüzden gerçek meditasyon yalnızca rahatlamak için yapılan bir teknik değildir. Meditasyon, insanın kendi iç dünyasını görmeye başlamasıdır. Hipnotik meditasyon, zihnin sürekli kurduğu hikayelerin ötesine geçebilmek için bir kapıdır. İnziva ise insanın yıllardır kaçtığı sessizliğin içinde yeniden kendisiyle karşılaşmasıdır.

Bugün dünyanın her yerinde insanlar doğaya dönmek istiyor. Sessizlik arıyor. Ruhsal farkındalık çalışmalarına yöneliyor. Çünkü ruh, sürekli gürültünün içinde uzun süre yaşayamaz.

Ruhun doğasında derinlik vardır.

Bir ağacın altında uzun süre oturabilmek vardır.
Gökyüzünü acele etmeden izlemek vardır.
Bir nefesi gerçekten hissedebilmek vardır.
İçsel huzuru yeniden duyabilmek vardır.

Fakat insan kendi merkezinden uzaklaştığında sessizlik bile rahatsız etmeye başlıyor.

Dur şimdi.

Gerçekten dur.

Ve kendine şu soruyu sor:

En son ne zaman hiçbir dikkat dağıtıcı olmadan kendi içinde kalabildin?

Hiçbir ekran olmadan…
Hiçbir konuşma olmadan…
Hiçbir kaçış olmadan…

yalnızca kendinle?

Bu soru kolay bir soru değildir.

Çünkü birçok insan hayatı boyunca kendi zihninin içinde yaşar… ancak kendi ruhuyla gerçek bir temas kurmaz.

İşte bu yüzden ruhsal uyanış çoğu zaman sessizlikle başlar.

İnsan önce dış dünyanın gürültüsünden uzaklaşır. Ardından zihinsel gürültüyü fark etmeye başlar. Sonra yavaş yavaş kendi iç sesini duyar.

Ve o noktada yaşam değişmeye başlar.

Amazon’dan gelen kadim şifa yöntemleri de bu yüzden yalnızca bir uygulama değildir. Kambo ile bedenin taşıdığı yoğunluk çözülmeye başlar. Rapé zihinsel sisin hafiflemesine alan açar. Capi insanı kendi bilinç katmanlarıyla karşılaştırır. Sananga algının üzerindeki perdeyi inceltir.

Ancak bütün yollar aynı yere çıkar:

İnsanı yeniden kendi özüne yaklaştırmak.

Çünkü insan gerçekten kendisine yaklaşmaya başladığında, sessizlik korkutucu olmaktan çıkar.

Bir sığınak haline gelir.

Ve bir gün kişi ilk kez şunu fark eder:

Uzun zamandır kaçtığım şey sessizlik değilmiş.
Kendi içimde duyacaklarımdan korkuyormuşum.

İşte gerçek dönüşüm burada başlar.

İnsan kendi iç dünyasını duymaya başladığında, yıllardır taşıdığı zihinsel yorgunluk çözülmeye başlar. İçsel huzur yeniden hissedilir. Ruhsal farkındalık derinleşir. Yaşam ilk kez gerçekten hissedilmeye başlanır.

Şimdi kendine son bir soru sor:

Uzun zamandır gerçekten kendinle baş başa kalabiliyor musun…
yoksa sürekli bir şeylerin içinde kendinden mi kaçıyorsun?

Bazı sorular cevap almak için gelmez.
Bazı sorular insanın içindeki kapıyı açmak için gelir.

Ve insan gerçekten sessizliğin içine girmeye başladığında…
hayatı yalnızca düşünmeyi bırakır.

Onu hissetmeye başlar.

Eğer bu satırların içinde kendinden bir parça gördüysen…
uzun zamandır taşıdığın huzursuzluğun yalnızca “stres” olmadığını fark ettiysen…
ve içten içe artık kendinle daha gerçek bir temas kurmak istediğini hissediyorsan…

bu bir tesadüf değildir.

Bazı insanlar gürültünün içinde yaşamaya devam eder.
Bazı insanlar ise sessizliğin kapısından geçmeye başlar.

Bu nedenle daha derin çalışmalar, hipnotik meditasyon süreçleri, ruhsal farkındalık çalışmaları, inzivalar ve Amazon’dan gelen kadim şifa yöntemleriyle yapılan çalışmalar öncesinde herkesle bireysel ön görüşme yapılır. Çünkü mesele yalnızca bir deneyim yaşamak değildir. Mesele, insanın gerçekten kendisiyle karşılaşmaya hazır olup olmadığıdır.

Ve insan hazır olduğunda…
sessizlik artık korku değil, yol olmaya başlar.